Ciddi Hayaller Kıraathanesi #1

rene-baucis

Belki hikaye buradan başlıyordur.


Ciddi Hayaller Kıraathanesi – Birinci Bölüm

Belki her şey tesadüftür. Tüm yakarışlarıyla birlikte koyu yeşil örtülü masanın üstüne “Neden buradayım?” diye yazdı parmaklarıyla,yazı da su gibiydi. Gözlerini öylesine sımsıkı yummuştu ki,ışık onun ezeli düşmanı,hayat ise düşmanın yatakçısıydı sanki. Tüm yaşadıkları ona bugünü değil,yarını unutmayı öğretmişti. Yarın,bugünden daha karanlık,yarın tüm sesler daha hüzünlü olacaktı. Şehvet onun için çayına attığı şekerden farksızdı,gerçi çayı da şekersiz içerdi ya. Dalgınlıkları ve aptallıklarıyla yaşıyordu,yaşamalıydı da. Işık ona mücadele etmesi gerektiğini öğretmişti,hayat ise mücadele ederken daha fazla mücadele etmeyi.

Elini hafifçe kaldırıp “bir çay” diye seslendi,kıraathanenin çaycısına. Çaycı anlayıp başını salladı,yavaşça oturduğu yerden doğrulup elini yeni kaynamakta olan demliğe uzattı,hazırda duran ince belli bardağa yavaşça çayı koydu,fokurdamakta olan su yüzünde mayhoş bir sıcaklık yaratmıştı,bu sıcaklık onu gevşetti fakat o her şeyin bilincinde çaydanlığı yerine koyup hayatının en önemli işi olan çaycılığı hakkıyla yerine getirmenin verdiği özgüvenle çayı sahibine götürdü.

İlk yudum,işte mücadeleye dönüş,dilin tüm sinirlerini uyarmak,yutaktan süzülen sıvının ısısıyla gevşemek,yemek borusunun memnuniyetini sağlamak ve midenin gülümsemesi. Tek mutlu olabileceği şeyin bir bardak çay olması ne kadar ilginçti,en yakın dostu ince belli bardak ona hiç yamuk yapmamıştı. Bazen bunu düşünüp neden insanlarla anlaşamadığına kafa yorardı,maalesef cevapsız soruların Don Kişot’uydu o. Kahrolmak istediği her an soruların karşısına geçip kılıcını sallamak zorunda kalmıştı,kaderi miydi kendisi de bilmiyordu tek emin olduğu o kılıcı sallamak zorunda olduğuydu.

Düşünce en hızlı zaman öldürme aracıdır. Çayın bittiğini ancak bittikten sonra içmeye kalkışınca anlayabildi. Huzur buraya kadardı,çaycıya yine hafifçe elini kaldırarak “hesaba yaz” işareti yaptı. Kalkma vakti gelmişti onun için. Yanan sobanın uyuşturduğu vücudu artık tüm hatlarıyla işleyişe geçtiğini anladı,kaslar kasıldı ve kapıya yöneldi,gözleri ise yerdeki karoların desenine takılmış onları analiz etmeye çalışıyordu. Kapıyı açmak kolay olsa da dışarıda ki rüzgar kapının açılmasını güçleştiriyordu. Soğuk rüzgar tüm hücrelerini uyarmış hazır ola geçirmişti. Akıntıya kapılmak istemeyen balığın çırpınışlarından farksızdı hareketleri,fakat bilirdi ki akıntı onun ilhamıydı.

Resim,René Magritte’nin “Baucis’ Landspace” adlı tablosudur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir