The_Face_of_War

Ciddi Hayaller Kıraathanesi #2

Belki hikaye buradan devam ediyordur.

İlk bölüm şurada: Ciddi Hayaller Kıraathanesi #1

Ciddi Hayaller Kıraathanesi – İkinci Bölüm

Soğuk,tüm dünyevi hareketlerin karşısına geçmiş sırıtıyordu. Uyumalıyız derken ki üfürtüsüydü hissiyatı, fakat insan direnmek için doğmuştu. Kaldırım tümüyle buz tutmuş; o da bilirdi, yürümek nereden baksan ahmakçaydı. Yapabileceği tek şey ise yalnızlığının karanlık mabedine koşmaktı. Soğuğun etkisiyle kendine gelen sinir sistemi zor şartlara dayanmak için tüm odağını ayaklarına verdi, düşmek hele ki şimdi onun için çok tehlikeliydi. “Yalnızlığın bir kötü tarafı da hasta olmaktır.” diye geçirdi içinden. Ağır ve temkinli adımlar onu yalnızlığının mabedine götürüyordu. Havanın soğuğu o kadar iç ürpetiyordu ki kardan adam yapmak için bile sokakta olan kimse yoktu.Beyazın tonlarına bezeli sokaklar soğuğun çığlığıyla yankılanıyordu. Namütenahi hisler içinde adımlarını atarken, güzel bir albümün son şarkısı gibi bitkin ve yorgun hissetti kendini. Yılların rastlantısal şokları içinde kırışan yüzü, bir ömrü çekiç gibi sallanarak geçiren fakat şimdi emekliliğini erken ilan etmiş sarkan kolları ile yaşlılığının hezimetinin yenikliğiyle yalpalıyordu. Yalnızlığının karanlık mabedine yaklaşırken gözü karlar altında kalmış kaldırımın yanında usulca ilişen düğmeler gibi dizilmiş dükkanlardan birinin vitrinine takıldı. Karlar şımarık çocukların ilgi bekleyen hallerine bürünmüş vitrinin görünüşünü engelliyordu. Zorlukla hissettiği elleriyle vitrini kaplamış karları aşağıya doğru itekledi.

Karlar indiğinde içeriyi artık daha rahat görebiliyordu, burası mahallenin eczacısıydı. İçeride kimse yoktu, sadece üstünde nöbetçi eczanelerin bulunduğu kartlardan oluşan bir tabela vardı. İçeriye biraz daha göz attıktan sonra yoluna devam etti. Dördüncü Cadde’nin köşesine geldiğinde bir arabanın karlarla mücadele edişini gördü, yapabileceği bir şey yoktu. Yolun karşısına geçti zaten sokaklarda kimsecikler kalmamıştı. Mabedinin önüne geldiğinde nefesi artık bitmişti, durup arkasına baktı. Her yer kar altındaydı ve tipinin etkisiyle çıkan o gerilim filmi sesleriyle yankılanıyordu ortalık. Mabede giriş vaktiydi. Kapıcı ortalıklarda gözükmüyordu. bugün alması gerekenleri alamamıştı. Mabet soğuk ve sessizdi. Ağır aksak adımlarla tırmanmaya başladığı soğuk merdivenleri kollarına verdiği tüm kuvvetiyle kendisini çekmekle meşguldü. Ne bir kahkaha ne bir feryad ne bir figan vardı yolculuğunda sadece kendi nefes sesi ve tipinin açıp kapadığı kapının sesi vardı.

Nirvanaya varmıştı, Uzakdoğulu keşişlerin tapınaklarına tırmandığı gibi o da zirvesindeydi. Daha yukarısı yoktu onun için ve bu onu şimdilik mutlu ediyordu. Ceplerini karıştırıp nefesini ayarlamaya çalışıyordu, yalnızlığının tapınağına ulaşmak için çok zahmete giriyordu.

Tags:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir