tezerozlu

Tavsiye: Çocukluğun Soğuk Geceleri

tezerozlu

Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi.

[su_heading size=”19″ margin=”30″]Çocukluğun Soğuk Geceleri[/su_heading]

[su_quote cite=”Kitabın arkasından”]Tezer Özlü’nün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor.Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi.[/su_quote]

TezerOzlu

Tezer Özlü (d. 10 Eylül 1943, Simav, Kütahya – ö. 18 Şubat 1986, Zürih, İsviçre), Türk yazar. Özellikle Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk olmak üzere az sayıda kitabıyla tanınır. Yazar Demir Özlü ile yazar ve çevirmen Sezer Duru’nun kardeşidir.

Neler oluyor orada?

Tam bir kaos. Eğer yaşasaydı 71 yaşında olacaktı fakat göğüs kanserine yenik düştü. Bu kadar karamsarlığa,yoğun depresyonla zaten bu vakitleri görmesi bile olanaksızdı Tezer Özlü’nün. Kitap çocukluğunun geçtiği evi ve ailesindeki insanları anlatarak başlıyor,gittiği okulda yaptıklarını anlatırken konu çok karmaşıklaşıyor,karamsarlaşıyor. Birden büyüyüp sanki birden küçülüyor bu bakımdan biraz zorluyor ama bana kalırsa akıcılığı kaybetmiyor.

[su_quote cite=”Tezer Özlü,Çocukluğun Soğuk Geceleri,YKY,2014,syf. 16″]Pazar günleri… Şimdilerde… Sokak aralarından geçerken… gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim… evlerin pencere camları buharlaşmışsa… odaların içine asılmış çamaşır görürsem… bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çişeliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara denk yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek,gitmek, gitmek……… isterim hep.[/su_quote]

Kimler okumamalı?

Vampirli kitap seven ergenler, çok hızlı sıkılan zorla kitap okuyan tipler, cinsellik ve toplumsal tabuları olanlar okumasın bana kalırsa sonra pişman olabilirler. Hatta kitabı kötüleyebilirler, okumasının kolay olmadığını düşünüyorum 72 sayfa olmasına rağmen boğazına yumruk oturtmak isteyenlere ise tavsiye ediyorum.

Kitabı nedense pek alakalı olmayarak bir Nazım Hikmet şiiri olup Cem Karaca tarafından söylenen “Hep Kahır” (yani öyle biliyoruz) adlı parçasıyla özdeştirdim, neden böyle bir şey oldu bilmiyorum galiba ikisi de saf kahır, saf mutsuzluk anlatıyor:

Tags:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir