spiritedaway-6thstation

Koşuşturmacalar

Bu alemde geçirdiğimiz seyrüseferin dününü unuttuğumuz kısımlarından geçiyorum galiba, ya da abartıyorum bilemedim. Uzun zamandır yazmadığımın farkındaydım fakat ne yazacak zaman ne de takatım yoktu.

Velhasıl-ı kelam buraya daha fazla film, kitap, dizi önerisi yazmak ben de pek tabi istiyorum. Bunun için öncelikle tüketmek sonra sindirmek daha sonra da ölçmek gerekli galiba. Bu sıralar acayip takıntılı bir biçimde Hayao Miyazaki filmlerine sarmış durumdayım. Henüz iki filmini izlememe rağmen Christopher Nolan aşkımı maziye gömmeye karar verdim. Miyazaki filmografisini bitirip ayrı ayrı filmlerle ilgili yazmayı düşünüyorum.

Bir yandan Marcel Proust’un sadece ve sadece tek başınayken herhangi bir dış etkinin olmadığı zamanlarda okumanız gerekli Kayıp Zamanın İzinde serisinin ilk kitabı olan Swann’ların Tarafı (Swann’s Way)’nı okumaya çalışıyorum, okuması bir kenara sayfalarca betimlemeyi hazmetmeniz biraz zaman alıyor. Kendisiyle ilişkimiz uzun süreli olacağa benziyor. Fakat ben şimdiden tavsiye edebilirim.

İnce Memed serisini okumaya başlayalı 2-3 yıl olacak neredeyse ve ben hala üçüncü cildinin başlarındayım, performansım diplerde belki suçu Yaşar beyfendilere atmalıyım. Ama bitecek sana söz Çukurova’nın tezenesi.

Bir yandan Cicero’nun Yaşlılık ve Dostluk adlı yapıtını okuyorum, Antik Yunan ve Roma dönemi felsefecileri ve yapıtları yakın dönemde verilmiş eserlerin ne kadar da içi boş olduğunu hissettiriyor. Bana kalırsa bir yazar (veya olmak isteyen bir kişi) o dönemin eserlerini okumadan kalem kıpırdatmamalıdır. Buna Rus ve Fransız edebiyatından da bir çok ismi dahil edip kalemi eline alma yaşını 45’e çıkarmalıyız. Yoksa bende vampirli, çarpık ilişkili hikayeler yazabiliyorum.

Spotify’ın bir süredir algoritmasının bende işlemediğini düşünüyorum. Şubat 2014’te kullanmaya başladığımda çok güzel bir keşif aracıydı benim için. Fakat şu sıralar Haftalık Keşif zımbırtısının bi halta yaramadığını düşünüyorum. Tek artısı Yeni Müzik Radar’ı olabilir. Çevrimdışı dinleme özelliği çoğu kez hayat kurtarıyor ama arşivimde biriken zilyon tane şarkı da kapasiteleri zorluyor. Bana İrem Derici önerip durma artık Spoti!

Çok şikayetçiyim galiba, nereden nereye geldim yine.

Meseleyi Joe Hisaishi’li Studio Ghibli’nin 25. Yıl Konseri ile bitiriyorum:

Tags:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir