para

Türkiye Varlık Fonu ve Şüpheler

Türkiye Varlık Fonu ile ilgili bir şeyler karalamak istiyorum, öncelikle Mahfi hocanın bu konuyla ilgili yazısını okumanızı tavsiye ederim. Varlık fonu dediğimiz şeyin bir çok ülkede uygulandığını görüyor olabiliriz, bu fonun ya da fon dediğimiz şeyin asıl amacı riski farklı yatırım enstrümanlarına dağıtıp gelir yaratmaktır. Halk ağızıyla paradan para elde etmektir. Norveç gibi ülkeler bu fonları yer altı kaynaklarından ya da fazla veren bütçelerinden yaratırlar. Varlık ya da elde var olan değerli kağıtların kullanılması ile oluşturulur. Yani öncelikle var olması gerekir. Türkiye’de kurulan varlık fonunun kaynağı ise ne yeraltı kaynakları ne de fazla veren bütçe.

Türkiye Varlık Fonu Ne İçeriyor?

Varlık fonunu Ağustos’ta Başbakanlık tarafından Meclis’e gönderilen bir kanun tasarısı ile öğrenmiş olduk, tasarı da TVF (Türkiye Varlık Fonu)’nin hedefleri şöyle sıralanmaktaydı:

– Büyüme oranına gelecek on yıl içinde yıllık %1.5 oranında ilave artış sağlanması,
– Sermaye piyasalarının büyüme ve derinleşmesinin hızlandırılması,
– İslami finansman varlıklarının kullanımının yaygınlaştırılması,
– Yapılacak yatırımlarla yaklaşık yüzbinlerce kişilik ek istihdam sağlanması,
– Savunma, havacılık ve yazılım gibi teknoloji yoğun stratejik sektörlerdeki yerli şirketlerin sermaye ve proje bazında desteklenmesi, küresel oyuncu olmalarının sağlanması,
– Otoyol, Kanal İstanbul, Üçüncü Köprü ve Havalimanı, Nükleer Santral gibi büyük altyapı projelerine kamu kesimi borcu arttırılmadan finansman sağlanması,
– Katılım finansmanı sektör payının artırılması,
– Arz güvenliğini sağlamak üzere, Türkiye için önem taşıyan doğal gaz ve petrol gibi yurt dışındaki stratejik sektörlere yasal ve bürokratik kısıtlamalara bağlı olmadan doğrudan yatırım yapılabilmesi hedeflenmektedir.

Yukarıda görmüş olduğunuz maddeler AKP seçim propagandasını hazırlayan kişi tarafından kalem alınmış gibi dursa da Başbakanlık tarafından hazırlanmış ve meclise gönderilmiştir. Gelelim içeriğe, ikinci madde de belirtilen sermaye piyasalarının büyüme ve derinleşmesinin hızlandırılması tasarının kendi içinde geçen ‘Bu yolla, bankacılık sisteminin finans sektöründeki hakim rolü azaltılarak, alt yapı ve gayrimenkul fonlar gibi sermaye piyasası ürünleri de ön plana çıkarılabilecektir.’ ibaresine mantıken ters düşmektedir. Bankacılık sektörü finans sektörünün daim lokomotifi ve sermayedarıdır. Halihazırda bankalar gayrimenkul ve yatırım sermayeleri alanlarında da faaliyet göstermektedir. İkinci madde finans sektörünün dengesini sarsmak ya da liberal ekonomik düzenden merkezcil devlet ekonomisine geçmeyi amaçlayan bir hükümetin yazabileceği bir madde izlenimi vermektedir.

Üçüncü madde ile Arap yarımadasından gelen ya da gelmesi planlanan finansman için altyapı hazırlanmak istendiği çıkarılabilir. İnşaat sektöründe iyi gitmeyen işlerin sıcak para ile çözümlenmesi kısa vadeyi kurtarabilir gözükmektedir. Yakın zamanda çıkan bir KHK ile sıfırlanan KDV ve ÖTV’lerin amacı da ‘soğuyan’ parayı ‘ısıtmayı’ amaçlıyor olabilir. TVF ile de bu gelmesi planlanan sıcak paraya ortam hazırlanmaktadır.

Son madde ile enerji sektörünün dışa bağımlılığını dışarıya yatırım yaparak çözülmesi istendiği görülüyor. Fakat bu fonun yurt dışı yatırımlarının nasıl ve ne şekilde yapılacağı belirtilmiyor.

Endişeler

Elimizdeki kamu yatırımlarının tek elde toplanmasıyla ya da zaten Hazine yönetimindeki hisselerin yan bir işletmeye devredilmesiyle oluşturulan bu yapı tamamiyle paralel bir hazine görünümü vermektedir. Mahfi hocanın yazısında da belirtildiği üzere bu yan hazineler ekonomik olarak Osmanlı’nın sonunu hızlandırmış ve çöküşe davetiye çıkarmıştır. varlikfonlari

Bir diğer yandan fon, kamu iştiraklerinin devletin üst yönetimine direkt bağlı olmasıyla özerk yönetimlerini kaybetmektedir. Doğrudan başbakana ya da yeni getirilmeye çalışılan sistem ile başkana direkt bağlı milyarlarca dolarlık bu fon bir anonim şirket olup üst yönetimin at koşturmasına açık bir hale getirilmektedir. TTK’nin ilgili hükümlerine göre bir anonim şirket elindeki hisseleri ve varlıkları TTK’ye göre alıp satabilir. Buna özelleştirme işlemlerinin kolaylaştırılması denilebilir.

Bir diğer husus ise denetim; bu fonun denetimi Sayıştay yerine – ki yanlış hatırlamıyorsam 2011’den beridir bu kurumun işlevi kalmamıştır -, bağımsız denetim şirketleri tarafından yapılacaktır. Bu fonu ne kadar ‘bağımsız’ denetleyebilecekleri ise şüpheye açıktır.

Yasa hali şurada bulunmaktadır.

Özetle

Naçizane anladığım bu fon ile kamuya ait fonların ve kamuya ait iştiraklerinin elindeki varlıklar ile devletin bürokratik yavaşlığını kabul eden hükümet tarafından yapılmış hızlı hareketler yapmak ve zaman kaybını azaltmaya yönelik ekonomik bir silah oluşturmaktır. Bu silahı ise kime ve nasıl doğrultacakları ayrıca kim tarafından denetlenebileceği büyük soru işaretleri oluşturmaktadır. Politik stabilitenin partiye endekslendiği ve artık tek kişiye endekslenmek istendiği son dönemde devletin ekonomik varlıklarını da tek kişiye endekslemesinin ilgili tarafın işine geldiğini inkar etmemek gerekir, fakat ülke menfaatleri düşünüldüğünde ekonomi yönetiminin özerkliği önem arz etmektedir. Ek olarak fon yönetim kurulunda şu an Cumhurbaşkanı ekonomi baş danışmanı olan Yiğit Bulut’un olması ne kadar özgür bir ekonomik yapılanma olduğuna dair bir ipucu olabilir. Merkez Bankası’nın üzerindeki baskı düşünüldüğünde bu fonun kimin istekleri doğrultusunda şekilleneceği ayan beyan ortadadır.

Kaynaklar
1. Mahfi Eğilmez, Varlık Fonu
2. 1 Ağustos 2016 tarihli KHK, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık
3. 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
4. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
5. Grafik görsel, Bloomberg HT

Tags:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir