genel-secimler-2015

Türkiye ve Önümüzdeki 5 Yıl

Daha önceki “İnternet ve Geleceğe Dair Öngörülerim” yazısına daha geniş ve özelleşmiş bir bakış açısıyla ekleme yapayım dedim.

Yaklaşan seçimler,her sabah apayrı bir gündem yaratan gazete manşetleri,ağızdan çıkan bir sözcüğün sosyal medyada binlerce feedback aldığı günlerde,yaklaşık bir beş yıllık dönemde başımıza neler gelecek,nasıl dumur olacağız bir düşünelim.

Yerel seçimler yaklaşırken

Malum 2013 bitiyor,Mart ayında yerel seçimler var. Yaşadığımız şu günlerde dershanelerin kapatılması ve 2004 MGK kararları gündemde. Bu tartışmalar nereye gidecek bunu düşünmek lazım,özellikle hükümet-cemaat gerilimi zirveleri deniyor,bu gerilim apaçık ipleri kopartma manasına da geliyor gözüküyor. Hali hazırda dershanelerin kapatılması yaygarası ve 2004 MGK kararları otomatik hükümet-cemaat gerilimini artırdı,bu gerilimin başlangıcı MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la yaşanan 7 Şubat krizine dayanıyor,daha da öncesinin var olduğu söylenebilir fakat elle tutulur ilk kırılma noktası Hakan Fidan – cemaat kırılmasıydı. Bu olayın ayrıntısını ekşi sözlükteki “7 Şubat 2012 Darbe Teşebbüsü” başlığında ayrıntılı okuyabilirsiniz. Yerel seçimler konusuna geri dönersek,şayet hükümet-cemaat geriliminde ipler koparsa cemaatin oylarının nereye gideceği ciddi bir analiz konusu olacak.

Şimdiden yazabileceğim Hatay,Gaziantep ve Ankara’nın kesinlikle AKP’nin alacağı,İzmir’de kaybedilecek,İstanbul kazanılacak fakat İstanbul’da gerçek bir yarış gözlenecek,Sarıgül eğer cemaatin oylarını alırsa AKP’nin işi zorlaşacak. Karadeniz bölgesindeki belediyelerin yine AKP döneminde devam etmesi kesin gibi.Doğu’da BDP / HDP üstünlüğü devam edecek. Geçen seçimlerin hafif bir devamı gibi gözüküyor. Mersin için MHP-CHP arasında çok sağlam bir yarış izlenecek.

Güncelleme – 7 Ocak 2014:

Asıl konu başlığı yerel seçimler olmasa da,17 Aralık’ta başlayan “Yolsuzluk Operasyonu”,Cumhuriyet Tarihi’nde önemli bir dönüm noktası oldu.Dahası tahminlerimin üstüne çıkarak apaçık bir savaş halini aldı.Erdoğan cephesinden gelen “görevden almalar” ve “el çektirmeler” Cemaat tarafını yıldırmamışa benziyor,Abdullah Gül’e gönderilen mektupla masumları oynama yöntemi halk üzerinde olumlu etkiler yaratıyor.Şu bir gerçek ki,Cemaat deplasmana eli boş gelmemiş.İzmir’de başlatılan ayrı bir yolsuzluk operasyonu ile Binali Yıldırım’ın eli çektirilmeye çalışılabilir,Zekeriya Öz nasıl kurtarılacak göreceğiz.Yeni bakanlar konusu ise 2015’e kadar seri fiyaskolar halinde karşımıza çıkacak.

cumhurbaşkanlığı

Heyecan devam ediyor: Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Yerel seçimlerin aksiyonu bitmeden Cumhurbaşkanlığı seçimleri geliyor,Erdoğan’ın kafasındaki “devlet başkanlığı” sistemi getirilirse – ki mümkün gözükmüyor. – Erdoğan devlet başkanlığına oynayacak ve tek adam olarak devletin başına geçmeyi planlıyor. Fakat bu planın şimdilik kabul göreceğini düşünmüyorum. Bu durumda Erdoğan’ın yerine geçecek bir başbakan gerek,çünkü kendisi cumhurbaşkanı olacak (çok eminim,iddiaya girerim.). Olası başbakan adayları Abdullah Gül (Erdoğan’la arasının iyi olmadığını düşünebilirsiniz,fakat daha iyi bir aday yok şahsen.) ve -şimdilik- Hakan Fidan. Görünen o ki,seçim sonucu yine RTE’yi göreceğiz. Putin-Medvedev ilişkisine dönmesini tahmin edebileceğimiz bir 5 yıllık dönem daha bizi bekliyor.

Güncelleme – 7 Ocak 2014:

Cemaatin hedeflerinden biri de,devlet başkanlığı sistemi olabilir,RTE’nin tek başına iktidar olmasını ve kozlarını azaltmak istemiyor. Abdullah Gül’ün operasyon ve süregelen olaylar karşısında sessiz tavırları ise tarafının ne olduğunu anlamamızı güçleştiriyor.

genel-secimler-2015

Kısa bir ara ve: 2015 Genel Seçimleri

Son 15 yıllık periyottaki en ilginç seçimleri göreceğiz ister dış mihraklar deyin ister halk iradesi deyin AKP’nin 1984’den fırlatmaya çalıştığı kontrol ve sansür paranoyasına tepkiler sandıkta bu partinin oylarına ters etki yaratacak.

Tahminlerime göre %50’den %40 bandına doğru bir çekilme olacağını düşünüyorum AKP oylarında,kayan oylar daha çok CHP’nin işine yarayacağını düşünüyorum fakat CHP’nin 2015’e kadar yürüteceği politika ve yine tahminime göre genel başkanın Sarıgül olması dahilinde.

teknik

Asıl önemli olan: Eğitim

Çok S’li sınav sistemlerini bitirdiğimizi hissetmeye başlayan MEB,sözde sorunları çözeceğini düşündüğü bir yönteme geçiş yapmaya çalışıyor.İlköğretimde TEOG ve YGS’nin kaldırılıp yerine getirilmesi planlanan 4 kademeli bir sınav sistemi düşünülüyor,dershanelerin kapatılması da bunun bir dallanması. Çokça denenmiş “sınav” yöntemlerinin tutmadığı aşikar fakat sınavsız bir yöntemde imkansız değil sorunun her yıl giren aday sayısının artması,nüfus planlamasının bırakılıp “en az 3 çocuk” politikasına geçilmesi,kürtaja engel olunması gibi eylemler ileride sorunların artmasına yol açacak. İşin özü eğitim yine Türkiye’nin en kötü taraflarından biri olacak,üzgünüm.

Daha da kötü tarafı bu ülkede “biz müslüman ülkeyiz,bizden mucit çıkmaz” diyen bir bakanın var olduğu gerçeği,daha da kötüsü bunun bir zihniyetin ürünü olması bu zihniyetinde bizi yönetiyor olmasıdır. Gelecekte umarım az da olsa bu durum değişir.

Yara: Adalet

2011’den beridir devam eden ve yakın bir süre önce dağıldığını açıklayan Anayasa komisyonu da darbe anayasasının yerine bir anayasa koymayı beceremedi. Uzun tutukluluk süreleri,insan hakkı ihlalleri,adaletin siyasi mercilerce domine edilmesi,iktidar kavgası arasında Türkiye’de adalet aramanın olmayan bir numarayı çaldırmaya benzediğini söyleyebiliriz. 2015 Genel Seçimlerinden sonra yeni bir anayasanın oluşturulacağını düşünüyorum. 1980 Anayasası’yla nasıl bir farkı olacak onu da izleyip göreceğiz.

Güncelleme – 7 Ocak 2014:

Bu güncellemeyi yazarken meydana gelen,tutuklu milletvekilleri ve Uludere soruşturmasına takipsizlik kararı gündemi değiştirdi,yargılama sürelerinin +4 yıldan aşağı olmadığı ülkede seçilmiş milletvekillerinin tutuklu yargılanması adaletsizliğe değil haksızlığa sebebiyet veriyordu,fakat bu hareketle “adaletsizlik” tescillenmiş,kabul edilmiş oldu. Diğer mesele de Uludere soruşturmasına askeri savcılığın bakıyor olması,temelde bir hata olan askeri savcılığın askeri soruşturmaya bakması tümüyle yanlış zaten,suçlu bulunmasını bekliyormuyduk ki?

Mümkün bir facia: Suriye politikası

İç karışıklığıyla uğraşan Suriye ve Davutoğlu’nun hınzır dış politika görüşüyle ülkemize akın eden 1 milyonu aşan Suriyeli ile sosyo-ekonomik-politik bir kargaşaya gireceğiz,dahası bundan sadece Suriye’ye komşu şehirler değil,Edirne’den Hakkari’ye 81 ilde Suriyeli nüfusun sorun çıkaracağı,sorunların yine vatandaşa yansıyacağı açık ve net. Dahası ekonomik girdi halihazırda süper güç olmayan Türkiye’ye ekstra yük getiriyor,bütçede açık vermemek için kılıkırk yarmaya çalışırken ek olarak 1 milyonluk nüfusu bindirmek devletten önce vatandaşa yazık. Suriyeli sorunu ilerleyen yıllarda ana gündem maddemiz olabilir.

Ciddi düşünelim: Kürt sorunu

Bu kadar yaklaşmışken politik-iktidari hırsları bir köşeye bırakıp bu sorunu ciddi çözmek bizi şu anki halimizden silkinip daha ileriye gitmemize yardım edecek. Halkın ayrışmadan yana olmadığı apaçık bir gerçek,esneme anayasa dahilinde yapılabilir. Taviz verilmemesi gereken şeyler apaçık ortadayken bunlar üzerinden gereksiz tartışmalara ve hesaplara girmek mesnetsiz.

Önümüzdeki yıllarda muhtemelen bu sorunda ciddi ilerlemeler kaydedilecek,ancak her şeyin yeri ve zamanı olduğu da bir gerçek.

bulut

5 Yıl Sonra?

Bizi daha iyi günlerin,daha huzurlu günlerin beklemesini beklemekten başka çare yok,bir Avrupa ülkesi olmamıza karşın yaşayış yönüyle Ortadoğululuğumuz ağır basıyor.

Oy hakkının bizde olup kendimizi rezil etmeyi ne kadar çok sevdiğimizi düşündüğümüz bir beş yıl daha bizi bekliyor.

Sağlıcakla Kalın.

Tags:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir